20.04.2012

CHP Kalaysız Bakır Kaba Benzer.


CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle katıldığı programda
‘Peygamberin ahlakıyla ahlaklanmadıkça, ne yaparsanız yapın kurtuluş mümkün değildir..’ demişti?..
Bu ifadenin sahibi üzerinden CHP’lilerin ve CHP’nin genlerine; geçmişe bir gezinti yaparak bakmaya çalışalım…
Bakalım ki hem bu sözleri söyleyip hem de Kuran-ı Kerim ve Hz. Peygamberimizin Hayatı’nın seçmeli ders olarak okutulabilme imkanını da sağlayan, 4+4+4 diye bilinen yasanın iptalini sağlamak için her türlü kapıyı çalmaktan geri kalmayan zihniyetin ne olduğunu anlayalım…
Rahmetli Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun Hatıralarından bir kısmını buraya iktibas edeceğim…
1930’lu yıllar…
“Dedemden (Hacı Veyis Efendi) defalarca işittim ve hatırlarım; İttihatçılar ve onun devamı olan Halk Partisi için şöyle derdi:
“Oğlum bu fırka, bu teşekkül kalaysız bakır kaba benzer, içine ne konulursa zehir olur. İster hacı, hoca olsun… Oğlum bu fırka ehlullahtan, Allah dostlarından beddua almıştır. Bu yüzden öyle bir hale gelmiştir ki, kalaysız kaba benzer, içine gireni zehirler…”
“Ne için dede?”
“Böyle oğlum bir milleti dinsiz yapmaya çalışmaktan daha büyük cinayet ne olur? Bir kere din terbiyedir, ahlaktır, dürüstlüktür… Din evvela kendi nefsine, sonra ailesine, komşularına, çevresine, ülkesine, milletine, memleketine hayırlı insan yetiştiren müessesedir. Her sahada en üstün insanı din yetiştirir. Din, bunun için dindir. Çünkü ilahi kaynağa bağlıdır. Allahu Teala tarafından insanları yetiştirmek için gönderilmiştir.. Binaenaleyh bu terbiyeyi ve ahlakı kabul etmemek, dini kabul etmemek ise Allah ve Resulullah, Kitap ve Kur’an tanımamaktır.
Türk Milleti Yunan’la harp etti; Yunan’ı kovdu. Niçin kovdu? Yunan memleketimizde kalırsa, bana Kur’an’ımı okutmaz, dinimi yaşatmaz, mukaddesatımızı değiştirir, diye kovdu… Memleketimize dikkat edin yavrum, değişmeyen nesi kaldı?
Aman dinimizi, dilimizi, Kur’an’ımızı, ezanımızı, Cuma’mızı, kandillerimizi, bayramlarımızı koruyalım. Yoksa mahvoluruz.”
…..
“Müslümanlara Kur’an-ı Kerim öğretmek için camilerde veya evlerde ders veren ve ders okuyanlara, tazyiklerin, takiplerin, davaların ve tevkiflerin arttığı, ezanın kanun zoruyla Türkçe okutulduğu ve namazda okunan Kur’an ayetleri yerine Türkçe’sinin okutulması için hazırlık yapıldığı zamanlar hakikaten çok sıkıntılı, üzüntülü ve buhranlı günlerdi.
Bu günlerde amcam ve babamla konuşup dertleşirken dedemin şöyle dediğini hatırlıyorum:
Yahu camilerimi ellerimizden alındı. Allah’ın ism-i celalini anmak, huzur-i izzetinde secdeye varmak için yapılan ibadethanelerimiz ot deposu, asker kışlası oldu….”
ÜSTAD ALİ ULVİ KURUCU HATIRALAR - Haz. M. Ertuğrul Düzdağ 1. Cilt - Kaynak Yayınları
Başka söze gerek bırakmıyorlar!!!

Hiç yorum yok: