CHP Genel
Başkanı Kılıçdaroğlu Kutlu Doğum Haftası münasebetiyle katıldığı programda
‘Peygamberin
ahlakıyla ahlaklanmadıkça, ne yaparsanız yapın kurtuluş mümkün değildir..’ demişti?..
Bu
ifadenin sahibi üzerinden CHP’lilerin ve CHP’nin genlerine; geçmişe bir gezinti
yaparak bakmaya çalışalım…
Bakalım
ki hem bu sözleri söyleyip hem de Kuran-ı Kerim
ve Hz. Peygamberimizin Hayatı’nın seçmeli ders olarak okutulabilme imkanını da
sağlayan, 4+4+4 diye bilinen yasanın iptalini sağlamak için her türlü kapıyı
çalmaktan geri kalmayan zihniyetin ne olduğunu anlayalım…
Rahmetli Üstad Ali Ulvi Kurucu’nun
Hatıralarından bir kısmını buraya iktibas edeceğim…
1930’lu yıllar…
“Dedemden
(Hacı Veyis Efendi) defalarca işittim ve hatırlarım; İttihatçılar ve onun
devamı olan Halk Partisi için şöyle derdi:
“Oğlum bu fırka, bu teşekkül kalaysız bakır kaba
benzer, içine ne konulursa zehir olur. İster hacı, hoca olsun… Oğlum bu fırka
ehlullahtan, Allah dostlarından beddua almıştır. Bu yüzden öyle bir hale
gelmiştir ki, kalaysız kaba benzer, içine gireni zehirler…”
“Ne için dede?”
“Böyle oğlum bir milleti dinsiz yapmaya
çalışmaktan daha büyük cinayet ne olur? Bir kere din terbiyedir, ahlaktır,
dürüstlüktür… Din evvela kendi nefsine, sonra ailesine, komşularına, çevresine,
ülkesine, milletine, memleketine hayırlı insan yetiştiren müessesedir. Her
sahada en üstün insanı din yetiştirir. Din, bunun için dindir. Çünkü ilahi
kaynağa bağlıdır. Allahu Teala tarafından insanları yetiştirmek için
gönderilmiştir.. Binaenaleyh bu terbiyeyi ve ahlakı kabul etmemek, dini kabul
etmemek ise Allah ve Resulullah, Kitap ve Kur’an tanımamaktır.
Türk Milleti Yunan’la harp etti; Yunan’ı kovdu.
Niçin kovdu? Yunan memleketimizde kalırsa, bana Kur’an’ımı okutmaz, dinimi
yaşatmaz, mukaddesatımızı değiştirir, diye kovdu… Memleketimize dikkat edin yavrum, değişmeyen nesi kaldı?
Aman dinimizi, dilimizi, Kur’an’ımızı,
ezanımızı, Cuma’mızı, kandillerimizi, bayramlarımızı koruyalım. Yoksa
mahvoluruz.”
…..
“Müslümanlara Kur’an-ı Kerim öğretmek için
camilerde veya evlerde ders veren ve ders okuyanlara, tazyiklerin, takiplerin,
davaların ve tevkiflerin arttığı, ezanın kanun zoruyla Türkçe okutulduğu ve
namazda okunan Kur’an ayetleri yerine Türkçe’sinin okutulması için hazırlık
yapıldığı zamanlar hakikaten çok sıkıntılı, üzüntülü ve buhranlı günlerdi.
Bu günlerde amcam ve babamla konuşup
dertleşirken dedemin şöyle dediğini hatırlıyorum:
Yahu
camilerimi ellerimizden alındı. Allah’ın ism-i celalini anmak, huzur-i
izzetinde secdeye varmak için yapılan ibadethanelerimiz ot deposu, asker
kışlası oldu….”
ÜSTAD ALİ ULVİ KURUCU HATIRALAR - Haz. M.
Ertuğrul Düzdağ 1. Cilt - Kaynak Yayınları
Başka
söze gerek bırakmıyorlar!!!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder