Bazen yazmaya gerek hissetmezsiniz...
Hislerinize tercüman olanlar vardır.
Bu aşağıdaki alıntı da öyle bir yazı...
Yazarı tarafından hoşgörü ile karşılanacağını umarak
yorumsuz yayınlamaya devam
Basın darbecilerin ardından nede ağıt yakar
ki!
Darbe sevicilik yeni bir kılıkla
karşımızda
Darbecileri suçüstü yakalayıp yargılamak sivillere ilk kez nasip oldu. Balyoz
davası, sivil siyasetin yargıya verdiği cesaretle, bağımsız yargının bir darbe
teşebbüsünü yargılayıp cezalandırdığı ilk örnektir.Balyoz davası kararı bu bakımdan, Türk demokrasi tarihinin önemli dönüm noktalarından biridir. Sadece yargının değil, siyasetin de toplumun da rüştünü ispat etmesidir.
Peki böyle bir ülkede, yani toplumun kendi iradesini hiçe sayıp onun seçtiklerine karşı darbe yapan suçluları hiçbir zaman yargılayamadığı bir ülkede; böyle bir ilkin gerçekleşmesinin bütün toplum tarafından bayram sevinciyle kutlanması gerekirken bu tablo neyin nesi?
İki büyük muhalefet partisi; basının, STK'ların, kanaat önderlerinin neredeyse yarısı; büyük baroların (evet, baroların bile) bir kısmı ve toplumun bir kesimi mahkeme kararı karşısında yas tutuyor.
Darbecilerin ardından kahramanlık menkıbeleri yazıyor, marşlar söylüyor, ağıt yakıyor.
Ve bizim, tuttukları yasın sebebinin, davada savunma haklarının ihlal edilmesi, hukuka uygun bir yargılama yapılmaması olduğuna inanmamızı bekliyor. Darbeciler için değil, hukuk devleti için üzüldüklerini iddia ediyor!
Gülay Göktürk _ Bugün
Terör yine evlatlarımızı elimizden almaya devam ediyor. 30 yıldır süregiden bu mücadele hepimizi canından bezdirmiş durumda. İktidarlar değişiyor, liderler değişiyor, vizyonlar değişiyor, politikalar değişiyor, lakin sonuç hiç değişmiyor. Sadece haziran ayından bugüne hayatını kaybeden insan sayısı 800 civarında. Bunların 500'ü PKK'lı, 200'ü asker/güvenlik görevlisi ve kalanı da sivil kayıplar. Rakamlar da gösteriyor ki, terörle mücadelede tarihimizin en kanlı dönemlerinden birisini yaşıyoruz.